Türkçe | English | Deutsch
 
  Sabev Logo  
Slideshow Image 1 Slideshow Image 2 Slideshow Image 3 Slideshow Image 4 Slideshow Image 5 Slideshow Image 6 Slideshow Image 7
Projeler
Etkinlikler
Sabev Yayınlar
Sabem Belgeliği
Sabev Konukevi
Sabem Dergisi
Galeri
 
 
Gündem
05.04.2011 Beyaz Manşet - Video

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

05.04.2011 Atv Haber - Video

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

29.01.2011 Yaşlılar 7 gün 24 Saat Takip Edilecek trt.net.tr

trt haber

Ankara Valiliği’nin, Sosyal Hizmetler Araştırma, Belgeleme, Eğitim Vakfı (SABEV) katkılarıyla hayata geçirdiği ’’Yaşam Destek Projesi’’ sayesinde, yalnız yaşayan yaşlılar, engelliler, kronik hastalar özel cihazlar aracılığıyla 7 gün 24 saat takip edilecek.

’’Kimsesizlerin Kimsesi Ankara Valiliği’’ sloganıyla yürütülecek proje kapsamında, vatandaşlar ihtiyaç anında, ücretleri Ankara Valiliği Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı (SYDV) aracılığıyla sağlanan cihazların düğmesine basarak, SABEV merkezindeki uzmanlardan yardım isteyebilecekler.

Ankara Vali Yardımcısı Turan Atlamaz, SABEV yetkilisi Prof. Dr. İlhan Tomanbay ile birlikte düzenlediği toplantıda, Ankara Valiliği olarak örnek sosyal projelerinden birini daha hayata geçirmenin gururunu yaşadıklarını söyledi.

Evlerinde yalnız yaşayan yaşlılar, hastalar, engelliler için SYDV ve SADEV işbirliğiyle bu projeyi gerçekleştirdiklerini belirten Atlamaz, şunları kaydetti: 
’’Proje, ileri teknolojiyle toplum yapımıza en uygun şekilde insanlarımıza 7 gün 24 saat hizmet verme esasına dayanıyor. Hizmet alacak vatandaşlarımızın evine, özel bir cihaz takıyoruz. Bunun yanı sıra vatandaşlarımıza kolye gibi takacakları veya kemerlerinde taşıyabilecekleri portatif cihazlar da veriyoruz. Bunun bir düğmesine basmaları durumunda 24 saat, SADEV merkezinde sosyal hizmet uzmanlarına ulaşıyorlar. Uzmanlarımız kendilerine gereken yardımı yapacak. "

Cihazın düğmesine basıldığında kişinin bilgileri, kullandığı ilaçlar, geçirdiği hastalıklar, ulaşılabilecek yakınları, komşuları bilgisayarın ekranına geliyor.

Sistem, takip edilen kişi ilacını kullanmadığında bile merkezi uyarabiliyor.

Aylık 40 lira karşılığında bu hizmetten yararlanılabilecek.

Proje şu anda Çankaya, Yenimahalle, Mamak, Altındağ ve Keçirören ilçesinde bin kişiyle başladı.

Anne ve babasından uzakta yaşayan kişiler, yakınları için de bu hizmeti 50 TL karşılığında satın alabilecek.

Proje, 1 Şubat itibariyle uygulanmaya başlayacak.

http://www.trt.net.tr/Haber/HaberDetay.aspx?HaberKodu=b9ce4c61-5358-4c1e-9758-44cab2f44a28
28.01.2011 İlk Kez Başkent Ankara'da Uygulanacak!milliyet.com.tr

Ankara Valiliği'nin, Sosyal Hizmetler Araştırma, Belgeleme, Eğitim Vakfı (SABEV) katkılarıyla hayata geçirdiği "Yaşam destek Projesi" sayesinde, yalnız yaşayan yaşlılar, engelliler, kronik hastalar özel cihazlar aracılığıyla 7 gün 24 saat takip edilecek.

"Kimsesizlerin Kimsesi Ankara Valiliği" sloganıyla yürütülecek proje kapsamında, vatandaşlar ihtiyaç anında, ücretleri Ankara Valiliği Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı (SYDV) aracılığıyla sağlanan cihazların düğmesine basarak, SABEV merkezindeki uzmanlardan yardım isteyebilecekler.

Ankara Vali Yardımcısı Turan Atlamaz, SABEV yetkilisi Prof. Dr. İlhan Tomanbay ile birlikte düzenlediği toplantıda, Ankara Valiliği olarak örnek sosyal projelerinden birini daha hayata geçirmenin gururunu yaşadıklarını söyledi.

Evlerinde yalnız yaşayan yaşlılar, hastalar, engelliler için SYDV ve SADEV işbirliğiyle bu projeyi gerçekleştirdiklerini belirten Atlamaz, şunları kaydetti: "Proje, ileri teknolojiyle toplum yapımıza en uygun şekilde insanlarımıza 7 gün 24 saat hizmet verme esasına dayanıyor. Hizmet alacak vatandaşlarımızın evine, özel bir cihaz takıyoruz. Bunun yanı sıra vatandaşlarımıza kolye gibi takacakları veya kemerlerinde taşıyabilecekleri portatif cihazlar da veriyoruz. Bunun bir düğmesine basmaları durumunda 24 saat, SADEV merkezinde sosyal hizmet uzmanlarına ulaşıyorlar. Uzmanlarımız kendilerine gereken yardımı yapacak. Örneğin yalnız kalan yaşlımız destleşmek için bile burayı arayabilecek. Cihazın düğmesine basıldığında kişinin bilgileri, kullandığı ilaçlar, geçirdiği hastalıklar, ulaşılabilecek yakınları, komşuları bilgisayarın ekranına geliyor. Uzmanımız ona göre hareket ediyor. Sistem, ilgili vatandaşımız ilacını kullanmadığında bile merkezi uyarabiliyor."

Atlamaz, huzur evlerine yerleşen vatandaşların, terk edildikleri kanaatiyle mutsuz olduklarını dile getirerek, "Devletimizin huzur evlerinde çok büyük masraflarla bakım yaptığı bu insanlara, biz minimum bir ücretle, yani aylık 40 lira karşılığında bu hizmeti sunuyoruz. 8 kişiye yapılan masrafla 500 kişiye hizmet verebiliyoruz. Hem de yaşlımız kendi evinde mutlu oluyor. Cihazların ücreti SYDV tarafından karşılanıyor. Projemiz şu anda Çankaya, Yenimahalle, Mamak, Altındağ ve Keçirören ilçesinde bin kişiyle başladı. Bu hizmeti ilk aşamada 5 bin kişiye ulaştırmayı hedefliyoruz" diye konuştu.

Anne ve babasından uzakta yaşayan kişilerin, yakınları için de bu hizmeti 50 TL karşılığında satın alabileceklerini kaydeden Atlamaz, ABD ve Avrupa ülkelerinde yaygın olarak kullanılan sistemin Türkiye'de ilk kez Başkentte hayata geçirileceğini söyledi.

Atlamaz, projenin 1 Şubat itibariyle uygulamaya başlayacağını sözlerine ekledi.

http://www.milliyet.com.tr/ilkkez-baskent-ankara-da-uygulanacak-/turkiye/sondakika/28.01.2011/1345330/default.htm
28.01.2011 Hayat Kurtaran Uygulama Ankara'da Başlıyorhurriyet.com.tr

Ankara Valiliği'nin, Sosyal Hizmetler Araştırma, Belgeleme, Eğitim Vakfı (SABEV) katkılarıyla hayata geçirdiği “Yaşam destek Projesi” sayesinde, yalnız yaşayan yaşlılar, engelliler, kronik hastalar özel cihazlar aracılığıyla 7 gün 24 saat takip edilecek.

“Kimsesizlerin Kimsesi Ankara Valiliği” sloganıyla yürütülecek proje kapsamında, vatandaşlar ihtiyaç anında, ücretleri Ankara Valiliği Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı (SYDV) aracılığıyla sağlanan cihazların düğmesine basarak, SABEV merkezindeki uzmanlardan yardım isteyebilecekler.

Ankara Vali Yardımcısı Turan Atlamaz, SABEV yetkilisi Prof. Dr. İlhan Tomanbay ile birlikte düzenlediği toplantıda, Ankara Valiliği olarak örnek sosyal projelerinden birini daha hayata geçirmenin gururunu yaşadıklarını söyledi.
Evlerinde yalnız yaşayan yaşlılar, hastalar, engelliler için SYDV ve SADEV işbirliğiyle bu projeyi gerçekleştirdiklerini belirten Atlamaz, şunları kaydetti:

7 gün 24 saat hizmet esas

“Proje, ileri teknolojiyle toplum yapımıza en uygun şekilde insanlarımıza 7 gün 24 saat hizmet verme esasına dayanıyor. Hizmet alacak vatandaşlarımızın evine, özel bir cihaz takıyoruz. Bunun yanı sıra vatandaşlarımıza kolye gibi takacakları veya kemerlerinde taşıyabilecekleri portatif cihazlar da veriyoruz. Bunun bir düğmesine basmaları durumunda 24 saat, SADEV merkezinde sosyal hizmet uzmanlarına ulaşıyorlar. Uzmanlarımız kendilerine gereken yardımı yapacak. Örneğin yalnız kalan yaşlımız destleşmek için bile burayı arayabilecek. Cihazın düğmesine basıldığında kişinin bilgileri, kullandığı ilaçlar, geçirdiği hastalıklar, ulaşılabilecek yakınları, komşuları bilgisayarın ekranına geliyor. Uzmanımız ona göre hareket ediyor. Sistem, ilgili vatandaşımız ilacını kullanmadığında bile merkezi uyarabiliyor.”

Atlamaz, huzur evlerine yerleşen vatandaşların, terk edildikleri kanaatiyle mutsuz olduklarını dile getirerek, “Devletimizin huzur evlerinde çok büyük masraflarla bakım yaptığı bu insanlara, biz minimum bir ücretle, yani aylık 40 lira karşılığında bu hizmeti sunuyoruz. 8 kişiye yapılan masrafla 500 kişiye hizmet verebiliyoruz. Hem de yaşlımız kendi evinde mutlu oluyor. Cihazların ücreti SYDV tarafından karşılanıyor. Projemiz şu anda Çankaya, Yenimahalle, Mamak, Altındağ ve Keçirören ilçesinde bin kişiyle başladı. Bu hizmeti ilk aşamada 5 bin kişiye ulaştırmayı hedefliyoruz” diye konuştu.

Anne ve babasından uzakta yaşayan kişilerin, yakınları için de bu hizmeti 50 TL karşılığında satın alabileceklerini kaydeden Atlamaz, ABD ve Avrupa ülkelerinde yaygın olarak kullanılan sistemin Türkiye'de ilk kez Başkentte hayata geçirileceğini söyledi. Atlamaz, projenin 1 Şubat itibariyle uygulamaya başlayacağını sözlerine ekledi.

http://www.hurriyet.com.tr/yasasinhayat/16876379.asp
28.01.2011 Kimsesizlerin Kimsesi Ankara Valiliği baskentlilerhaber.com

Ankara Valiliği yeni bir sosyal projeye daha imza atmaktadır. ‘’Kimsesizlerin Kimsesi Ankara Valiliği’’ sloganıyla başlatılan proje yalnız yaşayanları,yaşlıları,engellileri ve kronik hastaları kapsamaktadır. Projenin hizmet boyutunu SABEV(Sosyal Hizmetler Araştırma,Belgeleme,Eğitim Vakfı) yerine getirecektir.

 Proje kentsel ortamda yalnız yaşayan,yaşlı ,hasta,engelli ve yatalak hastaların yardımlarına,boyunlarına taktıkları bir düğme yoluyla en kısa sürede ulaşma esasına dayanmaktadır.Düşen,yaralanan,kalp krizi geçiren,tansiyonu yükselen, yani evinde herhangi bir yardıma gerek duyan bir kimse elinin altındaki düğmeye basarak telefon ve diyafon aracılığıyla yardım isteyebilecektir. Evlerine kurulacak bir diyafon ve basacakları düğme aracılığıyla kendilerine, karşılaştıkları sorunu gidermek üzere gereken yardım sağlanacaktır.Sistemin tanıtım basın toplantısı 28 ocak 2011 Cuma günü saat 10:30 da yapılacaktır.Tanıtım basın toplantısını Ankara Vali Yardımcısı Turan ATLAMAZ ve SABEV adına Prof. Dr. İlhan TOMANBAY yapacaklardır.

Saygıyla duyurulur.

http://baskentlilerhaber.com/haber_detay.php?haber_id=8706
24.11.2010 Almanya Büyükelçilik Ateşesi Elbim Yabancı Dil Kursu Öğrencilerini Ziyaret Etti haberfx.net

Almanya Büyükelçilik Ateşesi Dietmar Petring ve Türk Alman Toplumu Derneği ve Sabev Yetkilisi Doç. Dr. Nevriye Kayış, Elbim Almanca kursunu ziyaret ederek, aile birleşimi için Almanca öğrenen kursiyerlerle sohbet etti. 

Elbim Yabancı Dil Kursları Genel Müdürü Murat Özkısacık ile görüşmeleri sırasında, kurumun Almanca vize sınavındaki başarısını ve eğitim kalitesini takdir ettiklerini söyleyen Petring, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yaşayan vatandaşlar için Elbim yabancı dil kurslarının büyük bir şans olduğunu ifade etti. Ziyaret sırasında Genel Müdür Özkısacık, verdikleri eğitim sistemi hakkında heyete genel bilgiler verdi. Özkısacık, sadece Almanca öğretmekle kalmayarak, Alman Kültürü'nün de kursiyerlere verilmeye

çalışıldığını ifade ederek, "Daha öncede Türkiye'de ilk defa bir Almanca kursunu ziyaret eden, Almanya Büyükelçi Dr. Eckart Cuntz'un ziyaretleri bizleri son derece memnun etmişti. Büyükelçi Dr. Eckart Cuntz, Elbim'in başarılarını duyarak bizlere teşekkür etmişti. Başarımızı Almanya Büyükelçiliğinde Ateşelerine anlatan Büyükelçi Dr. Cuntz Elbim'deki eğitim sistemimizi görmesi için Ateşe Dietmar Petring'i Elbim ve Almanca kursiyerleri ile buluşmak üzere Gaziantep'e gelmesini tavsiye etmiş. Bu

tavsiye üzerine bugün Petring Elbim'i ziyaret ederek çalışmalarımızı yakından inceledi. Burada çalışmalarımızı beğenen Petring'e bu çalışmalarımıza devam edeceğimizi söyledik. Bundan sonraki süreçte de bugüne kadar olduğu gibi aile birleşimi için Elbim Almanca Kursu'nu seçen bütün kursiyerlerimize, Almancayı en iyi şekilde öğreterek, bunun yanında Alman kültürünü onlara tanıtmaya çalışacağız" dedi. 

Dietmar Petring A1 seviyesinde yapılan sınavlarda Alman Kültür Merkezi'nin başarı oranı yüzde 93.5 olduğunu ve Elbim Almanca kursu öğrencileri sayısının Alman Kültür Merkezine oranla iki kat fazla olmasının ve buna bağlı olarak kursiyerlerin başarısının yüzde 95 oranında olmasının memnuniyet verici olduğunu söyledi. Petring, "Almanya'da aile birleşimi için A1 seviyesinde Almanca öğrenen kursiyerlerin burada gördükleri eğitim bizleri mutlu etti. Çünkü buradaki eğitimleri Almanya'daki gelecekleri anlamına

geliyor. Burada gördükleri bu iyi eğitim sayesinde Almanya'da daha başarılı çalışmalara imza atacaklardır. Ayrıca Almanca eğitimi alarak yeni Ülkelerinde daha çabuk iş bulacaklar, ülkeye daha iyi adapte olup bu durumda hepimizin yaşamlarını olumlu yönde etkileyecektir. Bu katkılardan dolayı sizlere teşekkürlerimizi sunarız" dedi. 

Petring, daha sonra Almanca dersi veren sınıfları gezerek öğrencilerle bir süre sohbet etti. Öğrencilerle Türkçe ve Almanca diyaloga giren Petring, Almanya'yı kursiyerlere anlattı. Daha sonra kursiyerlere Almanya'da kendilerini çok güzel bir hayat beklediğini ifade ederek, birlikte hatıra fotoğrafı çektirdi. 

Heyet daha sonra Elbim yönetim kadrosu ve Almanca öğretmenleri ile Gaziantep'in tarihini ve kültürün en güzel şekilde yansıtan restoranlardan birisi olan Sahan Restoran'da akşam yemeği yedi. Gaziantep'in tarihi mekanlarını da gezen Dietmar Petring, Elbim Yabancı Dil kurslarını ziyaretinin her yönden faydalı ve güzel geçtiğini belirterek, Elbim'i tekrar ziyaret edeceğini söyledi. Haber Fx

http://www.haberfx.net/almanya-buyukelcilik-atesesi-elbim-yabanci-dil-kursu-ogrencilerini-ziyaret-etti-haberi-285022/
03.06.2009 Nazım Hikmet'in 46. Ölüm Yılı politikars.com

Ünlü şair Nazım Hikmet Ran, ölümünün 46'ncı yıldönümünde Moskova'daki mezarı başında düzenlenen törenle anıldı.

Moskova Türk Kadınlar Organizasyonu (MTKO) tarafından düzenlenen anma törenine, Türkiye'nin Moskova Büyükelçisi Halil Akıncı, şair ve yazarlar Sunay Akın ve Akgün Akova ile Moskova'da yaşayan çok sayıda Türk vatandaşı katıldı.

Büyükelçi Akıncı, anma töreninde yaptığı konuşmada, Nazım Hikmet'in "Dört nala gelip uzak Asya'dan, Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan" şiirini örnek göstererek, "Bunda ne olabilir? Nazım Hikmet devlet tarafından ızdırap çektirilen, devlet tarafından, bastırılan ama eserleri bir türlü yok edilemeyen, öldürülemeyen şairlerimizden biridir" dedi.

Törene katılanlar daha sonra Nazım Hikmet'n mezarına karanfil bırakıp saygı duruşunda bulundu. 

NAZIM HİKMET'İ ANMA GECESİ 
Sosyal Hizmetler Araştırma Belgeleme Eğitim Vakfı (SABEV), geliri yüksek öğrenimde okuyan öğrencilere burs olarak verilmek üzere Nazım Hikmet'i anma gecesi düzenledi. 

Geceye, Kültür ve Turizm Bakanı Günay ile eşi Gülten Günay, Avusturya'nın Ankara Büyükelçisi Heidemaria Gürer ve çok sayıda davetli katıldı.

Bakan Günay, açılışta yaptığı konuşmada, Nazım Hikmet'in ölümünün üzerinden 46 yıl geçtiğini belirtirken büyük şairlerin ölmediğini ve yaptıklarıyla insanlığın kalbinde saygıdeğer bir yer kazandıklarını söyledi.

Nazım Hikmet'in de bu vasfı hakkıyla kazandığını ve Türkçe'nin ''ses bayrağı'' olduğunu ifade eden Günay, büyük şaire Türk vatandaşlığının 5 Ocak 2009'da iade edildiğini, aynı günün kendi kızının da doğum günü olduğunu, bu nedenle çifte sevinç yaşadığını dile getirdi.

Günay, ''Umuyorum bu mütevazi karardan sonra ruhu rahat etmiştir. Nazım'ın ruhunun şimdiye kadar bunu yapmayanları bağışlamasını diliyorum'' diye konuştu.

Nazım'ın şiirleriyle tanıştığı yılları hatırlatan Günay, şairin ''Memleketim'' gibi şiirlerinden dizeler okudu.

Dünyanın birçok yerindeki kitapçıların vitrinlerinde Nazım Hikmet'in kitaplarına rastladığını kaydeden Günay, ''Nazım ülkemizde çok haksızlık gördü. Kurtuluş Savaşını yazmış olmasına rağmen İsmet Paşa döneminde 12 yıl hapiste kaldı. Onun en acıklı şiirleri vatan hasretiyle yazdığı şiirlerdir'' dedi. 

Bakan Günay, Nazım Hikmet'in mezarının Türkiye'ye getirilmesi konusuna da değinerek, ''Türkiye Cumhuriyeti yasasında hiç bir engel kalmadı. Ailesinin istemesi halinde hepimiz hazırız. Ancak hayattaki oğlu bir talepte bulunmuyor. Nazım'ın orada bir kültür köprüsü oluşturduğunu düşünüyor. İçtenlikle söylüyorum, ailesinin teklif etmesi halinde, Anadolu'nun neresinde olursa hazırız, getirmeye'' diye konuştu.

Bakan Günay, konuşmasını Nazım Hikmet'in ''Bugün pazar... Bugün, beni ilk defa güneşe çıkardılar, Ve ben, ömrümde ilk defa gökyüzünün bu kadar benden uzak, bu kadar mavi, bu kadar geniş olduğuna şaşarak, kımıldamadan durdum, sonra, saygıyla toprağa oturdum, dayadım sırtımı duvara, bu anda; Ne düşmek dalgalara, Bu anda; Ne kavga ne hürriyet ne karım. Toprak, güneş ve ben... Bahtiyarım'' şiirini okuyarak ve ''Ruhunun bahtiyar olmasını tüm kalbimle diliyorum'' diyerek bitirdi.

SABEV Başkanı İlhan Tomanbay, bu yılın Nazım Hikmet adına mutlu bir yıl olduğunu, çünkü vatandaşlık hakkının 48 yıl sonra iade edildiğini söyledi. 

Tomanbay, ''Bu revizyonun ustası, mimarı, değerli Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay'a teşekkür ediyorum'' dedi. 

Türkan Saylan'ın bıraktığı yerden devam etmeye ve öğrencilere burs vermeye karar verdiklerini anlatan Tomanbay, bir fon oluşturduklarını, bu etkinliğin de fonun ilk adımı olduğunu bildirdi.

Konuşmaların ardından Tomanbay, Bakan Günay'a plaket verdi.

Etkinlik kapsamında Rüştü Asyalı ve Mustafa Şerif Onaran da ''Bir destan şairi olarak Nazım Hikmet'' konulu şiir dinletisi sundu.

http://www.politikars.com/haberdetay/11312/

“SODEV – Yeni Vatanım – Ön Uyum Projesi” kapsamında 13 Mart 2010′da SABEV Ankara Danışma Bürosundan yetkililer Atabey merkezinde Almanya’ya gidecek olan vatandaşlarımıza ücretsiz eğitim vermişlerdir. Projenin amacı ; aile birleşimi, yüksek öğrenim, ve diğer nedenlerle Federal Almanya’ya gitmek isteyenlere; Federal Almanya hakkında danışmanlık ve ön uyum kursları vererek göçmen adaylarına Almanya’daki yaşamlarını, bu topluma uyum sağlamalarını kolaylaştırmaktır.

SODEV1SODEV2

http://www.atabeyegitim.com/sodev-yeni-vatanim-on-uyum-projesi/
11.05.2008 SABEV 13 Yaşında hacettepe.edu.tr
05.05.2008 Sabev 13. Yılını Kutladı haberler.com

Sosyal Hizmetler Araştırma, Belgeleme, Eğitim Vakfı (SABEV), 13. yılını, vakıf tarafından yayınlanan toplam 23 kitabın da tanıtıldığı bir programla kutlandı. 

Türkiye'de sosyal hizmetlerin ve sosyal çalışma mesleğinin tanınması, yaygınlaşması ve etkinleşmesi amacıyla kurulan Vakıf, 13. yılını düzenlenen törenle kutladı.

Sosyal Hizmetler Araştırma, Belgeleme, Eğitim Vakfı (SABEV), 13. yılını, vakıf tarafından yayınlanan toplam 23 kitabın da tanıtıldığı bir programla kutlandı. 

Türkiye'de sosyal hizmetlerin ve sosyal çalışma mesleğinin tanınması, yaygınlaşması ve etkinleşmesi amacıyla kurulan Vakıf, 13. yılını düzenlenen törenle kutladı. Törende, SABEV tarafından yayınlanan 23 kitabın da tanıtımı yapıldı. Sosyal hizmet akademisyenlerinin, uygulamacılarının ve öğrencilerin katıldığı törende konuşan SABEV Başkanı Prof. Dr. İlhan Tomanbay, Vakfın hedefinin "çorak bir toprakta yetiştirilmeye çalışılan sosyal hizmetmesleğinin yaygınlaştırılması" olduğunu söyledi. Tomanbay, "Vakfımızın yazarları tarafından çıkarılan bu 23 kitabın önemi de yerli düşünce ve uygulamaları, yerli kuramlar haline getirmesidir" diye konuştu.

Konuşmaların ardından yazarlara Pof. Dr. İlhan Tomanbay tarafından plaket verildi. 

Kuruluş yıldönümü töreninde tanıtımı yapılan kitaplar şöyle:

"Sosyal Ankara (İlhan Tomanbay) , Sosyal Olmak (İlhan Tomanbay), Sosyal Çalışmayı Yapılandırmak (İlhan Tomanbay), Ana Çocuk Sağlığında Sosyal Boyut (İlhan Tomanbay), Sosyal Çalışmaya Giriş (Emre Kongar), Sosyal Hizmette Paradigma Arayışları (Aziz Şeker), Sosyal Hizmetin Hayaletleri (Aziz Şeker), Sosyal Çalışma Mesleği (Aziz Şeker), Küreselleşen Dünyada Geleceğin Sosyal Hizmeti (Aziz Şeker), Sosyal Hizmetin Sefaleti (Aziz Şeker), Zeka Özürlü Çocukların Yetiştirilmesi (M. Veysi Oymak), Uyuşturucu Bağımlılığı (Hüseyin Tekin Sevil), Yaşlılığın Sosyal Anatomisi (Hüseyin Tekin Sevil), Görme Özürlülerin Hareket Özgürlüğü Eğitimi (Cafer İleri), İntihar (Faruk Güçlü), Vergi ve Sosyal Devlet (Faruk Güçlü), Sosyal Hizmetlerin Yakın Tarihinden Sayfalar (Turgay Çavuşoğlu), Çevrebilim Sözlüğü (Emrullah Güney), Sınırlar Ötesi Umutlar- Mülteci Çocuklar (Önder Beter), Çocuk Koruma(ma) Kanunu (Nihat Tarımeri), Yanıma Gelsene Felsefe (İsmail H. Demirdöven), Kızlarımdan Mektuplar (İsmet Galip Yolcuğolu)." (ANKA)

http://www.haberler.com/sabev-13-yilini-kutladi-haberi/

 

Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği (SGDD) ve Sosyal Hizmetler Araştırma ve Belgeleme Vakfı (SABEV) ortaklığında, 2010-Şubat ayı itibariyle, mültecilerle ilgili yeni bir proje yürütülmeye başlanmıştır. ‘Askıdaki Yaşamlar & Algıdaki Yaşamlar’ isimli proje, Türkiye genelinde 7 ilde gerçekleştirilecek olan araştırma ve raporlama çalışmaları, eğitim faaliyetleri ve belgesel çekimi şeklinde gerçekleştirilecektir.

Türkiye’de sığınmacı ve mülteci nüfusu son yıllarda gözle görülür bir biçimde artmaktadır. Dünya’da ve özellikle Türkiye’nin yakın çevresinde meydana gelen olaylar her geçen gün yeni insanları ülkelerini terk etmeye zorlamaktadır. 2000’li yılların başlarında Türkiye’de sığınmacı ve mülteci sayıları 5–6 bin civarında iken 2008 yılında bu sayı 12binlere çıkmış 2009 yılı ortası itibariyle de 19 binlere yaklaşmıştır. Bu sayının daha da artabileceği öngörülmektedir. Türkiye’de, İçişleri Bakanlığı’nca belirlenen 30 ilde ikamet etmekte olan sığınmacıların durumunu düzenleyen bir yasa bulunmamaktadır. Hukuksal alandaki bu boşluk sebebi ile sığınmacı ve mülteciler birçok sorunla karşı karşıya kalmaktadırlar.

Türkiye, 1951 tarihli Cenevre Sözleşmesi’ni coğrafi kısıtlama ile kabul etmiştir. Bu sebeple, Avrupa dışındaki ülkelerden Türkiye’ye giriş yapan yabancılara ‘mülteci’ statüsü verilmemektedir. Bu kişiler ancak ‘sığınmacı’ statüsü alabilmektedirler. Türkiye’nin ulusal mevzuatına göre ‘sığınmacı’; Avrupa dışında meydana gelen olaylar nedeniyle, mülteci tanımındaki şartlara haiz olduğunu iddia ederek, üçüncü ülkelere iltica etmek üzere Türkiye’den uluslararası koruma talebinde bulunan yabancıdır. Türkiye’ye gelmiş ve sığınma başvurusunda bulunmuş 18.481 sığınmacı vardır (BMMYK Rakamları,30 Mayıs 2009). 49 farklı ülkeden, 143 farklı etnik gruba mensup sığınmacıların, %45’ini Iraklılar, %35’ini İranlılar, geri kalanını sırasıyla Afgan ve Somalili sığınmacılar ve diğer 45 ülke mensupları oluşturmaktadır. Doğudan batıya, güneyden kuzeye doğru göç eden insanlar için bir geçiş bölgesi olan Türkiye, son yıllarda özellikle zorunlu göçmenlerin bir varış ülkesi olmaya da başlamıştır. Bu şekilde ülkeye giriş yapan zorunlu göç mağdurları genellikle azınlık mensupları, vatansızlar, yerli halklar ve siyasi iktidar yapısından dışlananlar gibi toplumun en kırılgan olan üyeleri olan mültecilerdir.

Avrupa Birliği’ne adaylık sürecinde olan Türkiye’den coğrafi sınırlandırmasını kaldırması ve AB ile uyumlu bir göç yasası çıkarması beklenmektedir ve bu yasa çalışmaları bir süredir devam etmektedir. Yasa çalışmaları ile birlikte kapasite artırımına yönelik birçok eşleştirme projesi Türkiye’de uygulanmaya başlamıştır. Bu projeler kapsamında Ankara, İzmir, Van, Erzurum, Gaziantep, Kırklareli ve Kayseri illerinde 750 kişi kapasiteli kabul, Tarama ve Barınma Merkezleri oluşturulacaktır.

Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği (SGDD) ve Sosyal Hizmetler Araştırma ve Belgeleme Vakfı (SABEV) ortaklığı ile, oluşturulacak olan Tarama ve Kabul Merkezleri’nin bulunduğu illerde yürütülmek üzere geliştirilen proje 18 aylık bir süreyi kapsamaktadır. Avrupa Konseyi Projesi olarak yürütülecek olan bu araştırma 1 Şubat 2010 tarihinde uygulanmaya başlamıştır. Merkezlerin kurulacağı yedi ilde yürütülecek olan bu proje, bölge halkının ve bölgede çalışmakta olan kurum ve kuruluşların mültecilere yönelik algılarını saptamaya yöneliktir. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK)’nin anlaşmalı iki uygulama ortağından biri olan SGDD, 1995 yılından beri mültecilere yönelik çalışmalar yürütmekte ve şu an ülke genelinde 9 farklı ilde, bünyesindeki uzman kadrosu ile psikososyal-hukuki destek ve danışmanlık hizmetlerinde bulunmaktadır. Türkiye'nin sosyal hizmetler ve sosyal çalışma alanında eğitim, araştırma, belgeleme ve uygulama alanında kurulmuş ilk ve tek vakfı olan SABEV, proje etkinlikleri içersinde; toplamda 3500 kişi olmak üzere projenin bilimsel araştırma kısmını üstlenecektir.

Tarama ve Barınma Merkezleri’nin kurulacağı illerde, bu merkezlerin kurulması ile birlikte şimdikinden daha fazla sayıda sığınmacı yaşamaya başlayacaktır. Bu durum illerin toplumsal yaşamında bir takım değişikliklere neden olacaktır. Bu değişen atmosferde, hassas grup olarak nitelendirilen sığınmacıların ayrımcılık, ırkçılık, yabancı düşmanlığı gibi birçok sorunla baş etmek zorunda kalacağı olası bir durumdur. Bu gibi problemlerin önceden tespit edilmesi ve oluşabilecek olumsuzlukların önlenebilmesi için, proje sayesinde bu illerde gerçekleştirilecek olan algı tespiti büyük önem taşımaktadır. Proje çerçevesinde gerçekleştirilecek olan araştırma sonuçları ile Avrupa Birliği uyum sürecinde hazırlanacak olan yeni Göç ve İltica Mevzuatına kanyak oluşturulacaktır. Bununla birlikte, bu araştırma ile akademik çevrelerin sığınma ve mültecilik alanındaki çalışmaları teşvik edilebilecektir. Tarama ve Kabul Merkezleri’nin kurulacağı illerde bulunan Kamu kurum ve kuruluşlarına, illerin alacağı yeni konum itibariyle büyük sorumluluk düşmektedir. Proje kapsamında yürütülecek eğitim çalışmaları ile kurum ve kuruluşlar bu sorumluluklarından haberdar edileceklerdir. Bu illerde faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarının ve illerde yaşayan vatandaşların, mülteciler ve sığınmacılar konusundaki bilgileri ölçülüp değerlendirilecektir. Yürütülecek olan eğitim faaliyetleri ile hem konu ile ilgili ön yargılar tespit edilebilecek hem de elde edilen veriler ışığında farkındalık yaratılmaya çalışılacaktır.

Projenin temel etkinlikleri dört basamaktan oluşmaktadır. İlk dört aylık süre boyunca, her ilde 500 kişiye ulaşılarak toplam 3500 kişilik bir anket çalışması yapılacaktır. Böylece hem illerde yaşayan vatandaşların hem de görev yapan kamu ve yerel otorite temsilcilerinin konu ile ilgili bilgi ve algılarını ölçmeye yönelik bir çalışma yürütülmüş olacaktır. İkinci aşama olarak anketler yoluyla elde edilen araştırma sonuçları raporlanacaktır. Ulusal ve uluslararası kuruluşları, basın-yayın organlarını proje sonuçlarından haberdar etmek için 3000 adet raporlama kitapçığı basılacaktır. Üçüncü basamak olarak, her ilde vatandaşlara ve kamu-yerel otorite temsilcilerine ikişer günlük eğitim seminerleri ve çalıştaylar düzenlenecektir. Bu eğitim çalışmaları ekseninde sorumlu kişilerin mülteciler alanında bilgi eksikliklerinin giderilmesi ve bu illerde var olan ön yargıların ortadan kaldırılması hedeflenmektedir. Son aşama olarak, alanı anlatan, halkın tepkilerini, önyargılarını, olumlu düşüncelerini anlatan; bunun yanında Türkiye’de yaşayan mültecilerin de ülke hakkındaki görüşlerini ve yaşam koşullarını yansıtan 20 dakikalık bir belgesel hazırlanacaktır. Bu belgesel 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü ve 20 Haziran Dünya Mülteciler Gününü takip eden haftalarda görsel basın organları ile paylaşılacaktır.

Yapılacak araştırma ile politika oluşturma süreçlerini destekleyici, insan hakları ve yönetişim konusunda rapor niteliğinde bilgi sağlayıcı, yeterince temsil edilmeyen sığınmacı ve mültecilerin hak varlığının bilinirlilik derecesini ortaya koyan ve toplumu oluşturan her bir unsurun alana ilişkin algısını ölçmeyi hedefleyen bir araştırma olacaktır. Böylelikle veri toplanması ile araştırma temelli savunu mekanizması oluşturulmuş, bir izleme ve algı tespiti gerçekleştirilmiş, savunu kampanyaları ve farkındalık yaratma çalışmaları için strateji belirlenmesine kaynak oluşturulmuş olacaktır.