MESLEK TARTIŞMALARI: 1
SOSYAL ÇALIŞMAYI YAPILANDIRMAK
Kavramlar - Oluşum - Nitelik - Uygulama
SABEV Yayınları No: 7
Sosyal Çalışma Dizisi: 5
|
|
Önsöz |
|
|
|
|
|
|
1 |
Başlangıç ve Kavramlar |
|
|
1.1 |
Tartışma |
1 |
|
1.2 |
Sosyal Hizmeti Sevmek |
5 |
|
1.3 |
Meslekler Etkilenir ve Yenilenir |
9 |
|
1.4 |
Farklı Meslek Farklı Düşünmek |
13 |
|
1.5 |
Yeni Yılda Yenilenmeli |
17 |
|
1.6 |
Özlenen Oluşum |
20 |
|
1.7 |
Bilim ve Bürokrasi |
23 |
|
1.8 |
Bilim ve Politika |
27 |
|
1.9 |
Mesleğin Sınırı ve Odağı |
30 |
|
1.10 |
Konuşmak Sosyal Çalışma Mesleğinin Büyüsüdür |
33 |
|
1.11 |
Herşey Yazıya Geçmeli |
37 |
|
1.12 |
Kavram Duyarlığı |
41 |
|
1.13 |
Mesleğin Kavramları |
45 |
|
1.14 |
Sosyal = Toplumsal? |
50 |
|
1.15 |
Kişi ve Birey |
53 |
|
|
|
|
|
2 |
Oluşum |
|
|
2.1 |
Yardımlar Nasıl Meslekleşti? |
57 |
|
2.2 |
Model ve Yaklaşım |
61 |
|
2.3 |
Sorun Odaklı Yaklaşım mı, Yöntem Odaklı Yaklaşım mı? |
65 |
|
2.4 |
Sosyal Çalışmada Felsefe |
69 |
|
2.5 |
Sosyal Çalışmanın Bilgi Gövdesi |
73 |
|
2.6 |
Meslek Stratejisinde Öncelik |
78 |
|
2.7 |
Yapısal Sosyal Çalışma |
81 |
|
2.8 |
Skolastik Sosyal Hizmet |
85 |
|
2.9 |
Sosyal Hizmet Uygulamasında Yeni Model ya da Sosyal Hizmet Bilgileri Evrensel mi? |
89 |
|
2.10 |
Sosyal Çalışmada Evrensellik – Ulusallık İkilemi |
94 |
|
2.11 |
Sosyal Hizmetler Yükseköğrenim Kurumu Neden Hala Bir Tane? |
98 |
|
|
|
|
|
3 |
Nitelik |
|
|
3.1 |
Sorun ve Hizmet |
103 |
|
3.2 |
Mesleğin Saati |
106 |
|
3.3 |
Sosyal Hizmet, Toplum ve Sokak |
110 |
|
3.4 |
Sosyal Çalışma ve Dayak |
113 |
|
3.5 |
Eşduyum |
117 |
|
3.6 |
Bilgisayar ve Sosyal Hizmetler |
119 |
|
3.7 |
Sosyal Hizmette Bilgisayar Devrimi |
122 |
|
3.8 |
Sosyal Hizmet Aspirin mi? |
126 |
|
3.9 |
Eleştiri ve Karalama |
130 |
|
|
|
|
|
4 |
Uygulama |
|
|
4.1 |
Amorf Meslek |
135 |
|
4.2 |
“Kılık Kıyafet Genelgesi„ ve Sosyal Meslekler |
139 |
|
4.3 |
Bakım, Eğitim ve Sosyal Çalışma |
143 |
|
4.4 |
Sosyal Eğitim |
147 |
|
4.5 |
Sosyal Rehabilitasyon |
151 |
|
4.6 |
Sosyal Hizmet Kuruluşları ve Sosyal Eğitim |
155 |
|
4.7 |
Yurtdışındaki İşçilerimiz, Sosyal Çalışma ve Tarihin Kaçan Fırsatı |
159 |
|
4.8 |
Yurtdışındaki İşçilerimiz Sosyal Çalışmayı İlgilendirmez mi? |
163 |
|
|
Arasöz |
167 |
|
|
Kaynakça Yerine |
171 |
ÖNSÖZ
Politikacı konuşarak,
bilimci yazarak tartışır.
Sosyal çalışma bir meslektir. Sanayileşme ve kentleşme ile biçimlenen bir meslektir. Bu mesleğin tarihi Türkiye’de 35 yıldır. (1965’ten buyana). Bu mesleğin yapılanması Türkiye’de tamamlanmamıştır. Gerçi, bu meslek, yapısı gereği, durmuş oturmuş bir yapıya kavuşabilecek bir meslek de değildir; sürekli değişim içindedir. Toplumdaki değişmelere koşut olarak. Ancak, bu durum, bu mesleğin belirli ilkeleri, kuralları, kuramları, disiplini olmadığını ve olamayacağını söylemez. Sosyal çalışma, Türkiye’ye özgü toplumsal yapı, Türkiye’ye özgü kültür, ekonomiye hükmeden politika ve tarihsel dönemin gereği olan sorunların oluşturduğu dörtlü değişkenin harmanında temel bir yapılanmaya kavuşmalıdır. Ancak, Türkiye’de bu mesleği sırtlayanlar bu tartışmaları yapacak ortamda – henüz – değildirler. Bu tartışmalar Türkiye’de yapılmamaktadır. Bu tartışmalara henüz başlanamamıştır. Bu tartışmalar, içinde taşıdığı lezzetle sosyal çalışmacıları ve bu mesleğin bilim alanında çalışanlarını henüz sarmalayamamıştır.
Bunun nedenleri çeşitlidir. Tartışma yapacak ortam yoktur. Olabilecek ortam yaratılamamaktadır. Tartışma yapacak kaynak birikimi yoktur. Tartışmaya kaynaklık edecek uygulama çeşitliliği yoktur. Tartışmayı alevlendirecek yayın yoktur. Bu tür yayınlara ilgi yoktur. Bu tür tartışmalara dikkat verecek dış çevre oluşmamıştır. Ve başkaları...
Sonuçta sosyal çalışma mesleği istendiği gibi ve beklendiği ölçüde yapılanamamıştır Türkiye‘de.
Eylül 1965 ile Eylül 1999 arasında düzenli olarak çıkardığım SABEM adlı ve zamanının sosyal çalışma alanında - maalesef - tek olan sürekli bir yayın organında meslek tartışmaları ana başlığı altında sosyal çalışma mesleğinin temel kimi sorunlarını makale tarzında işlemeye başladım. Bu konuda önemli iki noktayı aktarmak istiyorum. Birincisi konuları nasıl seçtiğimle ilgili: Konuları, Hacettepe Üniversitesi Sosyal Hizmetler Yüksekokulunda ya da Sosyal Hizmet Uzmanları Derneğinde ya da sosyal çalışmacılar arasında zaman zaman yaptığımız konuşmalarda yakaladığım tartışmaya açık konular arasından çıkardım. Birara da Sosyal Hizmetler Yüksekokulunda ulaşabildiğim, derslerine girdiğim öğrencilere sosyal çalışma mesleği kapsamında kafalarında çözemedikleri, yanıt aradıkları noktaları bana bildirmelerini rica ettim; onlardan gelen birkaç konudur bu makalelerin birkaçı. İkinci söylemek istediğim yayınlanan “meslek tartışmalarının” yarattığı tepkilerle ilgili. Toplam 24 sayı çıkan SABEM dergisinde yayınlanan 22 makaleden bir teki sosyal hizmet meslek ailesinde bana dönen bir tek tartışma yaratamamıştır. Bunu söylemeliyim. Nedenleri de ayrı bir tartışma konusudur; burada girmeyeceğim. Bana dönen ne olumsuz, ne de – bir örnek dışında - olumlu bir “response” aldım. Olumlusu şu. Gaziantep’te yayımlanan bir kurum dergisinde SABEM‘de yayımlanan “Sosyal Hizmeti Sevmek” adlı yazının kaynak gösterilerek aynen yayımlandığını gördüm. Bu benim için sürpriz oldu. Tek “response” budur. (Yurdun Sesi. Gaziantep Yetiştirme Yurdu‘nun Yayın Organı. Y. 1, S. 4, Temmuz-Ağustos 1998)
Bu kitap sosyal çalışmaya giriş kitabı değildir. Sosyal çalışmanın ne olduğunu anlatmak bu kitabın işi değildir. Bu kitap sosyal çalışma konusunda “uzman“ olan, bu alanda çalışan, okuyan kimseler için tartışma kitabıdır. Yani öğretme ve tanıtma bu kitaptan beklenmemelidir. Konuyu bilenler için bir kitaptır bu kitap. Daha öncelikli bir işlev beklenmemelidir.
Bunlar makale türü yazılardır. Bunlarda dipnot ve kaynakça aranmaz. Bu, bu yazıları belirli bir kaynak taramasına, biriktirilen bilgiye dayalı yazmadığım anlamını taşımaz. Ancak, makale türü yazmayı ereklediğim için zorunlu olan kaynakları yazının içine yedirdim.
Kaynakça ile ilgili en önemli sorunum hiç değilse kitabın sonuna ele aldığım konularla ilgili yararlanılan kaynaklar listesi koymaktı. Ancak, önemle vurgulamak istiyorum ki, Türkiye’nin meslekle ilgili sorunlarının ele alındığı böyle bir kitap ilk olduğu için, bu konularda dergilerde bile yayınlanmış hiçbir yazı bulunmadığı için konularla ilgili bir yararlanılan kaynaklar listesi oluşturamadım. Yazılar birikimle yazıldı. Bu, zaten, makalenin özelliğidir.
Bu kitaba SABEM’de yayımlanan tartışma yazılarını ve bu dergi yayınını sürdürebilseydi yayınlayacağım başka birkaç meslek tartışmasını aldım.
Kitapta meslekle ilgili çerçevelenen tartışmalar gündelik konuşma diliyle, biraz da ilginç biçem kullanılarak yazıldı. Çünkü, önce, okumayı pek sevmiyoruz. Bir de konular herkesi ilgilendirmeyen, hatta, meslek erbabını, yani, ilgilendirmesi gerekenleri bile ilgilendirmesi kuşkulu konular. Bir de bunlar “bilimsel” bir biçemle (üslupla) yazarsanız umudunuzla sınırlı okunma olasılığının oranını bile, bile bile düşürmüş olursunuz. Okumak istemeyeni, biçem okumaya çekebilir mi? Bilmem. Ancak, okumaya başlama ilgisini gösterenin ilgisini arttırıp sürdürebilir belki. Yanılıyor muyum?
Gerek SABEM dergisinde zaman içinde yazdığım “Meslek Tartışmaları”nda ve gerekse bu tartışma yazılarını sürdürmede bana, önsözün başında yer alan belgi yol gösterdi. Öncelikle, bir bilimcinin alanıyla ilgili konuları tartışması gerektiğine inanıyorum. Ancak, gerçekten bir bilimcinin, yazarak tartışma sorumluluğu olduğuna inanıyorum. Meslek uygulamacısının tartışmaya yazarak katılması çok önemlidir. Tartışmayı zenginleştirir, kuram üremesine katkı verir ve uygulama konularını kalıcılaştırır, birikikleştirir. Ancak, yazmazsa, kimse onu zorlayamaz. Hele, politikacıdan yazı hiç beklenmez; gazetelere geçmiş sözleri belge olarak yetebilir. Oysa bilimci, politikacı gibi sözle değil, yazıyla tartışmalıdır.
Bu yazıları basımdan önce iki arkadaşım okudu. Biri Hacettepe Üniversitesi Sosyal Hizmetler Yüksekokulu öğretim üyelerinden Doç. Dr. İbrahim Cılga‘dır. Öbürü de aynı okulda son sınıfta okuyan bir öğrencim, Aziz Şeker. Bir bilimciyle bir meslek alanında okuyan bir üniversite öğrencisinin, eleştiri ve değerlendirmeleri benim için katkı verici oldu. Kendilerine teşekkür ediyorum. Bu arkadaş-larımın önokumaları benim için test, kitap için iyileştirme girişimidir.
Bu kitap Türkiye’de sosyal çalışma ve sosyal hizmetler alanında yazılmış ilk mesleksel tartışma kitabıdır. Ardı gelmelidir. Bu kitaptaki görüşlerin karşısında olan görüşler aynı bu netlikte kaleme alınmalı ve yayımlanmalıdır. Benzer görüşler varsa, birbirlerine ulanmalı, geliştirilmelidir. Başka ilgililer tarafından yeni tartışma konuları masaya yatırılmalıdır. Sosyal çalışma mesleği bu tür tartışmaların üretilip kayda geçirilmesiyle gelişecektir. Bugüne değin meslek üzerinde istendik gelişmenin yaratılamamasında, tartışma yapılmamasının, sınırlı sayıda yapılan tartışmaların kalıcılaştırılmasının ve sürdürülmesinin sağlanamaması da yatmaktadır.
Bu tartışma yazılarını yazarken yeni yeni tartışma konuları masama döküldü. Yazmak istedim. Meslek tartışmaları iki, şimdiden sıraya girdi. Ne zaman çıkar? Meslek Tartışmaları iki‘nin çıkış zamanı elinizdeki kitabın göreceği – olumlu, olumsuz – yankılara, alacağı “response”lara bağlı. Başlattığım bu tenis vuruşunda top bana geri vurulursa hemen ikinci vuruşu yapmak olanaklı olabilir. Top geri gelmezse oyunu nasıl sürdürebilir ki insan? Ağır gider o zaman.
Oyun geliştirir ve buna gereksinimimiz var meslek olarak.
Meslek tartışmalarının tartışma yaratması dileğimle.
BİR TERİM ÜZERİNE: Bu kitapta (bu kitaba alınan yayımlanmış makalelerimde de olduğu gibi) meslek adı olarak sosyal hizmet yerine sosyal çalışma terimini kullandım. Sosyal hizmet‘in daha sık kullanıldığını bile bile. Nedenini 1.12 ve 1.13 sırasayılı yazılarda okuyunca beni anlayacağınızı umuyorum.